31
İşte Windows 7′ye geçiş
Windows 7 şirketler için niye cazip?
Küçük ya da büyük, iş yerleri Windows 7′ye geçecek mi? İşte geçişte etkili unsurlar.
Windows 7′nin iş yerleri için cazip olmasını sağlayan pek çok özelliği var. Bunların başında iş yerlerinin büyük kısmının Windows XP’de kalarak, yüksek sistem gereksinimleri olan Windows Vista’yı es geçmesi yer alıyor. Windows XP hala çok iyi bir işletim sistemi ancak oldukça eskidi. Windows 7 neredeyse her türlü donanımda çalışmasıyla Windows XP’den donanım yüzünden vazgeçemeyenleri de kendisine çekiyor.
Ev kullanıcıları bir kenara, bu tür maliyetler şirketler için çok önemli.
Önemli maliyet kalemlerinden birini de şirketlerin kullanmayı sürdürmek istedikleri Windows XP yazılımları oluşturuyor. Windows 7, bu yazılımları sanal Windows XP üzerinde çalıştırabiliyor. Bu açıdan da çok çekici.
Şirketler Windows 7′ye geçmek istiyor; çünkü Windows 7, Windows Vista gibi iki arada bir derede harcanmayacak. Windows 7 önümüzdeki yılların işletim sistemi ve oldukça uzun ömürlü olacak. Vista’da gelen ancak henüz tam kullanılmayan, gerek görülmeyen özellikler, Windows 7′de iyice yerine oturdu. Bunlar önümüzdeki yıllarda ihtiyaç haline gelecek ve Windows 7 bu ihtiyaçları karşılıyor.
Geçişin önündeki engeller
Geçişin önündeki en büyük engeli elbette dünyanın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar oluşturuyor. Bu yüzden Directions on Microsoft analizcisi Michael Cherry, “Çok iyi bir ürünleri var ama zaman çok kötü bir zaman” diyor. Şirketlerin IT bütçelerinin daralmasının bu dönemde Windows 7′nin yayılma hızını düşüreceğini belirtiyorlar.
Çünkü ertelenen sadece işletim sistemine geçiş değil. Şirketler donanımlarını da güncellemek zorunda, Windows 7 için değil; krizde ertelenen ama kaçı olmayan güncelleme masrafları bunlar.
Windows 7′yi çekici kılan sebeplere dönersek, uyumluluğun ve performansın tekrar altını çizmek gerekiyor. Az evvel bahsettiğimiz Windows XP Mode’un yanı sıra DirectAccess Feature sayesinde otomatik sanal özel ağ benzeri bağlantıları, şirket ağı üzerinde kolayca kurmak mümkün oluyor.
Test süreci ne kadar sürecek?
Windows 7 ev ve iş kullanıcıları için 22 Ekim’de piyasada olacak. Büyük şirketler toplu alımlarda Windows 7′ye daha erken kavuşabilecek. Elbette büyük şirketler önce bir test süreci yaşayacak.
Test bilgisayarlarında deneme ve geçiş sürecinin ardından genel kuruluma geçilecek. Gartner analizcisi Michael Silver’a göre çoğu iş yerinin geçişi tamamlaması bir yıl ila 18 ay sürecek. Bu uzun bir süre gibi görünse de aslında böyle büyük geçişlerde oldukça normal. Aldığımız haberlere göre Microsoft’un kendisini şaşırtacak bir biçimde bazı dev şirketler tahmin edilenden daha erken ve daha hızlı bir geçiş yapmak istiyor.
Bilgisayarlarını değiştirmeyi planlayan şirketler ise yeni aldıkları donanımla birlikte Windows 7′ye geçmeyi düşünüyor. Bu alımlar da şirket bütçelerinde planlanıyor. Fakat kriz yüzünden çoğu firma Windows 7′ye yeni donanımla birlikte geçmeyecek. Windows 7′yi mevcut donanımlar üzerinde kullanacak. Zaten Windows 7′nin çıkışını bekleyemeyecek durumda olan firmalar aldıkları bilgisayarları formatlayıp Windows XP kurmuştu.
Sonuç itibariyle Windows 7′ye geçiş, ekonomik sıkıntılara karşın büyük bir hızla gerçekleşecek gibi görünüyor.
31
Çayda erimeyen bisküvi
İngiliz araştırmacı asrın derdine deva buldu! Çaya dayanıklı bisküvi…
Bisküviyi çaya batırmak büyük zevktir ancak bisküvinin çayın içinde dağılmasını önlemek neredeyse işkencedir.
İşte İngiltere’den bir araştırmacı Felice Tocchini çayın içinde dağılmayan bisküvi üretti. Patates unu içeren bisküvi çayın içinde 25.5 saniyeye kadar kalabiliyor.
İngiltere Worcester’da her yıl yapılan yemek ve şarap festivaline, ‘yeni icat ettiği’ bisküvisiyle katılan Tocchini, “Birçok insan bisküviyi kuru kuru yemektense çaya batırmayı sever. Bu çocuk ya da büyük herkes için büyük eğlencedir ama bu zevk, bisküvinizin çayın içinde parçalanmasıyla kabusa döner. Ben de bu durumdan şikâyetçiydim ve aklıma bisküvi hamuruna patates unu katmak geldi. Sonuç mükemmel” diyor.
Worcester’de bir restoran işleten mucit aşçı, pişirmeden önce üzerine yumurta sürdüğü bisküvilerin içine çikolata parçaları da koymuş. Tocchini, şimdilik sadece yakınlarının yiyebildiği bu bisküvinin bir gün paketlenip satılacağına inandığını söylüyor.
31
Cesareti dudak uçuklatıyor!
Cesaretin böylesini tebrik etmek lazım! Fotoğrafta gördüğünüz çılgın pilot uzun çabalarla hazırladığı planöre jet motoru takarak uçmayı denedi ve bu girişiminde başarılı oldu…
Motorunu ve her bir parçasını kendi elleriyle oluşturduğu alete güveni tam olan adrenalin tutkunu bu İngiliz pilot, kimsenin kolay kolay cesaret edemeyeceği bir girişimde bulundu ve pilotun bu girişimi gerçekten görülmeye değer.
31
Okul adıyla erotik site
ABD’nin Florida şehrindeki liselerden Pace High School’un web sitesinin, bir erotik site ile benzerlik göstermesi okul yönetiminin zor durumda bırakıyor.
Okulun resmi internet adresi üzerinden okulla ilgili her türlü bilgiye ulaşılabilirken, aynı alan adına sahip ancak sonu “.com” ile biten erotik site, okulun internet sitesine ulaşmak isteyenleri şaşırtıyor.
Okul yönetimi ve öğretmenlerin “canını sıktığı” ifade edilen site için mevcut yasalar kapsamında bir şey yapılamayacağı belirtiliyor. Benzer sıkıntı ABD başkanlık internet sitesinde de yaşanmıştı.
31
Kablosuz elektrik devri
Bilimadamları bu yeni teknolojiyi dünyanın hizmetine sunmaya çalışırken bazı çevreler elektriğin doğada serbest salınımının insan ve çevre sağlığını ne şekilde etkileyeceği üzerinde tartışıyorlar.
Nikola Tesla ile başlayan elektrik akımını kablosuz taşıma fikri gerçekleşmek üzere. ABD’de bilimadamları tarafından kurulan WİTricity şirketi, önümüzdeki yılın ortasına kadar elektriğin kablosuz transferinin mümkün olacağını iddia ediyorlar.
Rus asıllı Amerikalı bilim adamı Nikola Tesla’dan bu yana bilim dünyasının üzerinde çalıştığı elektrik akımının kablosuz taşınması fikri ABD’nin MİT Üniversitesi’n den bir grup bilimadamı bu konuda en somut gelişmeyi bilim dünyası ile paylaştı.,
Bu gelişmenin dünyanın en köklü dönüşümlerinden birini tetikleyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.. Bu teknoloji sayesinde, cep telefonundan dizüstü bilgisayara kadar pek çok aletin şarj edilmesi sorun olmaktan çıkacak, evlerden dolaşan metrelerce kablo ortadan kalkacak ve her an şarj olabilen elektrikli araçlar geliştirilecek.
Mikroişlemci İntel, dizüstü bilgisayar ve benzeri mobil cihazlar için bu alanda yatırım yapan şirketler arasında yeralıyor. WLEN adı verilen teknoloji sayesinde elektrik kablosuz olarak bir noktadan diğerine ulaştırılıyor. Sistemin özünde cep telefonları ya da kablosuz internet noktalarının baz istasyonları benzeri elektrik dağıtım bobinleri yeralıyor. Evlerin, işyerlerinin , sokakların belirli noktaralarına yerleştirilen bu bobinler yarattıkları akımı uyumlu diğer cihazlara havadan yollayabiliyorlar.
Dünya yeni teknolojilere çok hızlı adapte oluken kimi çevreler bu teknolojinin insan sağlığına ve doğaya etkilerini sorguluyor.
31
İnteraktif teknoloji, Mona Lisa’ya hayat verdi
İnteraktif teknoloji, İtalyan ressam Leonardo da Vinci’nin 16. yüzyıla ait dünyaca ünlü Mona Lisa tablosuna hayat verdi.
Çin’de klasik sanat çalışmayarı multimedya formunda dijital olarak sergilendi.
Senginin en çok ilgi çeken parçası hareket eden, el sallayan ve hatta sohbet eden Mona Lisa’ydı.
Serginin organizatörü Wang Hui, bunun dijital koleksiyonu hazırlamak için iki yıl çalışmış.
Wang, ilk kez 3 boyutlu, holografik ve sesleri tanıyan teknolojilerin bu şekilde kaynaştırılarak kullanıldığını söylüyor.
Sergiyi ziyaret edenler Hz. İsa’nın havarileriyle konuşmasını dinleyebiliyor ve Son Yemek’te masa başındaki İsa’yı izleyebiliyor.
Roma ve Yunan tanrı ve tanrıçalarının çarpıcı görüntüleri de multimedya olarak izlenebiliyor.
Sergiyi gezen güzel sanatlar mezunu Zhao Yuanzhi, “Stüdyolarda herşey durağan, ama burada canlı gibi. Bu şaşırtıcı ve hayat dolu” diyor.
Mona Lisa, gizemli gülüşü hakkında ziyaretçilerin sorduğu soruları da yanıtlıyor ve kendi hayatını da anlatıyor.
Dünya Klasik İnteraktif Sanatlar Sergisi, üç ay boyunca Pekin’de ziyaretçilere açık olacak.
31
Hacıların ayakları yerden kesilecek
Mekke’de hac döneminde yaşanan trafik sıkışıklığını ortadan kaldıracak Monorail tren projesinin ilk aşamasının 2010 yılından itibaren devreye girmesi bekleniyor. Monorail tren sistemi, yerden 8-10 metre yükseklikte tek ray üzerinde giden toplu taşıma tren sistemlerine verilen ad olarak biliniyor.
Mekke’de hac döneminde yaşanan trafik sıkışıklığını ortadan kaldıracak Monorail tren projesinin ilk aşamasının 2010 yılından itibaren devreye girmesi bekleniyor.
Suudi Arabistan’da yayımlanan Arabnews gazetesinde yer alan habere göre, Mekke’de Mina, Arafat ve Müzdelife’yi birbirine bağlayacak proje, tam kapasiteyle 2011 yılında çalışmaya başlayacak.
Yüksek Hac Komitesi tarafından hazırlanan raporda, geçen hac sezonunun hemen ardından, projeyi 1,3 milyar dolarla kazanan Çin Demiryolu Şirketinin çalışmalarına başladığı belirtildi.
Suudi Arabistan’da her hac döneminde 3 milyona yakın hacının Mekke içinde belli dönemlerde yer değiştirmesi sırasında yaşanan büyük trafik sıkışıklığını aşabilmek açısından projenin önemine dikkat çekiliyor.
Hac döneminde Mekke içinde hacıların Mekke ile Arafat, Mina ve Müzdelife arasındaki nakillerinde kullanılan 53 bin otobüsün ve diğer özel araçların devre dışı kalacak olmasının, projenin en büyük özelliklerinden biri olacağı belirtiliyor. Yeni sistemle, 6 ila 8 saat içinde 500 bin hacının taşınması hedefleniyor.
Projenin ikinci aşamasında Monorail tren sisteminin Kabe’nin hemen yakınına da gelmesi planlanıyor. Ayrıca Cidde’ye inen hacıların yüksek hızlı trenlerle Mekke ve Medine’ye nakledilmeleri için de Hicaz Demiryolu için hazırlanan diğer projelerin entegre olarak devreye girmesi için çalışmaların devam ettiği ifade ediliyor.
Monorail sistemi, birçok Uzakdoğu ülkesinde ve Amerika’da kullanılıyor.
31
KKKA artık sadece keneden bulaşmıyor
Bilim adamları açıkladı. Kenelerdeki mikrop mutasyona uğradı… Daha beteri ise sadece keneler değil başka taşıyıcılar da var.
Kenelerle ilgili son rapor dehşet verici boyutlarda…Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Barbaros Çetin, bugüne kadar kenelerden geçtiği bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını artık bir tür pirenin de bulaştırıyor olabileceğine dikkat çekti.
Kenelerle ilgili son raporların dehşet verici boyutlarda olduğunu söyleyen Çetin, “2008 yılında kene yapışması yüzünden hastaneye başvuranların sayısı 238 bin iken, bu rakamın 2009′da 500 bin kişiye ulaştığı tahmin ediliyor” dedi.
Mutasyona uğramış!
Virüsün mutasyona uğrayarak başka yollardan da bulaştığını belirlediklerini söyleyen Çetin, “Bu sene KKKA sonucu ölümlerin yüzde 30′unda kene yapışması olmaması dikkat çekiciydi. Sağlık Bakanlığı bu yönde araştırmalarını sürdürüyor ve KKKA hastalığının kene dışı hangi yollarla bulaştığını tespit etmeye çalışıyor. Şu an için benzer virüsleri yayma potansiyeli nedeniyle en büyük şüphelimiz bir tür pire. Chigger denilen, gömülen pire olarak anılan ve kene gibi yapışarak kan emen bu canlılar, KKKA hastalığını yayıyor olabilir. Henüz tespit edilmiş bilimsel bir kanıt yok, ancak çalışmalar sürdürülüyor. Şu an için bildiğimiz tek şey KKKA hastalığını artık sadece keneler yaymıyor” dedi.
Az sayıda da olsa kasaplarda da çiğ et ve kanla temas neticesinde KKKA hastalığının gözlendiğini belirten Çetin, “Bu da ülkemiz için yeni bir durum” diye konuştu.
KORKUNÇ RAKAM
Ankara Kızılcahamam’dan toplanan kenelerin Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü’nde analiz edildiğini söyleyen Prof. Dr. Çetin, “Her 10 kenenin 8′inin KKKA virüsünü taşıdığı tespit edildi. Bu korkunç bir rakam. Neredeyse yakında kenelerin tamamının KKKA hastalığını taşıyacağını söyleyecek noktaya geldik” dedi.
31
Çin, Özbekistan’da uranyum arayacak
Çin’in CGNPC Uranium Resources Co. şirketi, Özbekistan’da uranyum üretimi için şirket kuruyor.
Özbekistan Hükümetinin Devlet Jeoloji ve Mineral Kaynaklar Komitesi ile Çin’in CGNPC Uranium Resources Co. şirketinin Nevai vilayetindeki Boztau sahasında uranyum arama-keşif çalışmalarını gerçekleştirecek Uz-China Uran ortak şirketini kurmalarını onayladığı bildirildi.
Açıklamada, söz konusu ortak şirketin daha önce Özbekistan Devlet Jeoloji ve Mineral Kaynaklar Komitesi ile Çin Kalkınma ve Reformlar Devlet Komitesi arasında imzalanan uranyum alanında işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulduğu ifade edilirken, Uz-China Uran Özbekistan-Çin ortak şirketinin Nevai vilayetindeki Boztau sahasında uranyum arama-keşif çalışmalarını gerçekleştireceği kaydedildi.
Özbekistan ve Çin arasında eşit paylarla kurulacak Uz-China Uran ortak şirketinin kuruluş sermayesinin 4,6 milyon dolar olması öngörülürken, bu çerçevede Çin şirketinin teknoloji ve yatırımı üstleneceği, Özbek tarafının ise söz konusu Boztau sahası ile ilgili jeolojik, coğrafi ve diğer bilgileri sunacağı bildirildi.
Boztau sahasında uranyumun tespit edilmesine halinde, sahada uranyumun üretimi ve işlenmesiyle ilgili tesislerin kurulacağı kaydedilen açıklamada, bu çerçevede Çin CGNPC Uranium Resources Co. şirketine yabancı yatırımcı olarak, Uz-China Uran ortak şirketi tarafından üretilen uranyumu satın almada öncelik tanınacağı ifade edildi.
Daha önce, Özbekistan Devlet Jeoloji ve Mineral Kaynaklar Komitesi Japonya’nın Petrol, Gaz ve Metal Ulusal Copr. (JOGMEC), Itochu Corp. ve Mitsui Co. şirketleri ile ülkede uranyum arama-keşif çalışmalarını gerçekleştirme konusunda mutabakat sağlamıştı.
Özbekistan Hükümeti, 2008-2012 yıllarında ülkedeki yeni uranyum ocaklarının faaliyete açılması ve uranyum üretim tesislerinin modernizasyonuna yönelik toplam 165 milyon dolarlık yatırımın kullanılmasını öngörürken, bunun sonucunda ülkedeki uranyum üretimi ve ihracatını yüzde 50 oranda arttırmayı hedefliyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre uranyum rezervleri açısından dünyada 7., uranyum üretiminde ise 5. sırada yer alan Özbekistan;da, önemli bir kısmı Kızılkum Çölünde bulunan yaklaşık 40 uranyum ocağı bulunurken, ülkede yıllık olarak üretilen ortalama 2300 ton uranyumun tamamı yurt dışına ihraç ediliyor. Özbekistan Jeoloji ve Mineral Kaynaklar Devlet Komitesi verilerine göre, ülkedeki tahmin edilen uranyum rezervleri 242,7 bin ton, tespit edilen uranyum kaynakları ise 185,8 bin ton düzeyinde bulunuyor.
31
Nemrut’a nanoteknolojili koruma
Adıyaman’ın Kahta ilçesinde bulunan ve UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Nemrut Ören Yeri’ndeki dev tanrı heykelleri, nanoteknolojiyle üretilmiş kumaş kullanılarak hazırlanacak kılıflarla korunacak.
ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neriman Şahin Güçhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nemrut Ören Yeri’ndeki dev tanrı heykelleri ve diğer kalıntıları korumak için bir yıldan bu yana çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Çalışmalarını 2010 yılına kadar sürdüreceklerini belirten Güçhan, çetin kış koşulları nedeniyle üzerlerinde çatlaklar oluşan heykellerin en iyi şekilde nasıl korunabileceği konusu üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
Güçhan, şöyle konuştu:
”Nemrut Ören Yeri’ndeki tanrı heykellerinin ve taş eserlerin onarılarak korunması için geçen yıl 26 Temmuzda çalışma başlattık. Tahribatı en aza indirmek için bu yıl nanoteknoloji ile üretilen kılıfları heykellere giydireceğiz. Heykeller çetin kış koşullarından korunmuş olacak.
Heykeller için hazırlayacağımız kılıfların kumaşı özel, laboratuvar koşullarında denedik. Nanoteknoloji ile üretilen bu kumaş su geçirmiyor, ama su buharını dışarıya çıkarıyor. Yani bu kumaş sayesinde taş heykellerin üzerindeki çatlaklara su girmeyecek ve donmayacak. Çünkü, heykellerin çatlaklarında giren su donunca büyük tahribata neden oluyor. Bu yıl laboratuvar koşullarında yaptığımız bu tespitleri birkaç heykele uygulayarak alanda deneyeceğiz. Denememizin sonuçlarını gelecek yaz göreceğiz.”
Güçhan, heykellerin gördüğü tahribatı bütünüyle önlemelerinin mümkün olamayacağına işaret ederek, amaçlarının tahribatı olabildiğince yavaşlatmak olduğunu söyledi.
ODTÜ Mimarlık Fakültesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında bir program geliştirildiğini dile getiren Güçhan, program kapsamında uygulanacak projelerle Nemrut Ören Yeri başta olmak üzere Adıyaman’daki kültür varlıklarının korunmasının ve turizm amaçlı kullanımının amaçlandığını ifade etti.
Program kapsamında AB’nin hibe fonlarından yararlanmak için ”Kommagene-Nemrut Geliştirme Projesi” hazırladıklarını, projelerinin 5 milyon 850 bin avro ile desteklenmesine karar verildiğini vurgulayan Güçhan, açıklamasını şöyle tamamladı:
”AB’den destek aldığımız proje ODTÜ, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Adıyaman Valiliği ve Adıyaman Belediyesi ortaklaşa yürütecek. Proje kapsamında 12 ayrı çalışma gerçekleştireceğiz. Çalışmalara ilişkin dokümanları önümüzdeki günlerde hazırlayacağız.”








